Günümüzün moda söylemleri arasında en çok, yardımcı eylemlerle kurulan yanlış tümcelere yönelişin arttığını gözlüyoruz. “Yapmak” eylemini olmadık biçimde kullanma eğilimi salgın hastalık gibi yayılırken şimdi buna başka örneklerin de eklendiği görülüyor.
Türkçedeki başlıca yardımcı eylemler “etmek”,“eylemek”, “olmak”,“kılmak” ve “yapmak”tır. Bu eylemleri kullanırken keyfi davranıp dilbilgisi kurallarını altüst edemeyiz.
Okurumuz Ruhi Biçer, konumuzla ilgili olarak, “Bazı televizyon haberlerinde ‘ifşaladı’ diye bir kelime duymaya başladık. Böyle bir fiilimiz var mıdır? Eğer yoksa kitle iletişim araçlarında kullanılması doğru mudur?” diye soruyor.
“İfşa”, Arapça kökenli ve ad soylu bir sözcük. Gizli bir bilgiyi açığa çıkarıp yayma anlamına geliyor. Bu sözcük ancak “etmek” ya da “olmak” yardımcı eylemiyle bileşik eylem oluşturabilir. “İfşa”nın eylem kalıbı “ifşa etti” ya da “ifşa oldu” biçimindedir. “İfşalamak” biçiminde bir kullanım, ancak Türkçeye yabancı insanların söylemi olabilir.
EŞANLAMLI SÖZCÜK TUTKUSU
Kimi yazar arkadaşlar eşanlamlı sözcükleri bir arada kullanmayı pek seviyor. Oysa bir tümcede aynı anlamlı iki sözcüğü yan yana yazmak, sözümüze güç katmaz, olsa olsa tümcede gereksiz bir yük oluşturur. Daha önce de üzerinde çok durduğumuz bu konuyu birkaç yeni örnekle güncellemek istiyorum.
Bizim gazetenin 15 Kasım 2025 günlü manşetinde Havva Gümüşkaya’nın “Temel çökmek üzere” başlıklı ekonomi haberi vardı. Son derece düzgün yazılmış haberin spotunda ise şu ifade yer almıştı:
“Kriz buhrana evrildi, sanayide çarklar durdu, büyük işsizlik furyası başladı.”
Kriz buhrana evrilmez. Çünkü ikisi aynı şeydir! Sözlüğü açıp bakarsanız, Arapça “buhran”la Fransızca “kriz”in eşanlamlı sözcükler olduğunu görürsünüz. Bizim ekonomistler son dönemde böyle anlamsız bir kavram ürettiler; “kriz derinleşiyor” diyecekleri yerde “kriz buhrana dönüştü” demeyi moda haline getirdiler. Haddimi aşmamak için, Türkçe duyarlığını bildiğim değerli bir ekonomi hocasına danıştım. O da “krizin buhrana evrilmesi”nin doğru bir ifade olmadığını söyledi.
Hemen belirteyim ki eleştirdiğim bu ifade, Havva Gümüşkaya arkadaşımızın haber metninde yoktu. Başlığının yazı işlerinde editoryal bir tercih olarak kullanıldığını sanıyorum.
Gelelim son aylarda gözüme ilişen başka örneklere. Bu alıntılarda eşanlamı sözcükler koyu siyah harflerle gösterilmiştir:
-“Film, tutku, yalnızlık, kaygı, kayıplar, gerçeklik, rekabet, kız kardeşlik, dayanışma, coşku, heyecan, paylaşma, sevgi, insana ait tüm duyguları içerir.” (Aslı Selçuk, “Özpetek’in Son Filmi Elmaslar”, Cumhuriyet, 12 Ekim 2025)
-“Somut delil yok, kanıt yok, gözaltı yok ama sansasyon bol, lekeleme serbest!” (Zeynep Oral, “Jandarmalı-Jandarmasız Günler”, Cumhuriyet, 12 Ekim 2025)
-“Bireyin, rasyonel, ussal, akıllıca davranması, karar alabilmesi için yeterli, doğru bilgileri alması gerekir.” (Öztin Akgüç, “Birileri Bizi Kandırıyor”,Cumhuriyet, 5 Kasım 2025)




