“Sevgi eklerinin yazımı” konusundaki yazımıza geçen hafta okur ilgisi fazla oldu. Geribildirimlerden anlıyoruz ki bu eklerin yazımı, sandığımızdan daha çok insanın kafasını karıştırıyormuş. O yüzden açıklamalarımızı aydınlatıcı bulmuş okurlar. Kimi arkadaşlar ise ek sorular yöneltmiş. Bu hafta okur mektuplarından kısa alıntılar paylaşırken soruları da yanıtlamaya çalışacağım.
Yusuf Ziya Ak’ın mektubu, yazımızın zamanlaması ile ilgili:
“Attila Abi, bu yazı, tam da ‘Ben şimdi bunu Ali’cik mi yazayım, Alicik mi?’ diye düşünürken imdadıma yetişti! Türkçede bazı kurallar gerçekten hem kafa karıştırıyor hem de alışkanlıklarla çelişiyor. Ama yine de bu tür yazılar sayesinde en azından neyin neden öyle yazıldığını öğreniyoruz.
Yazınız, dilimizdeki kimi karışıklıklara ışık tutması açısından gerçekten çok değerli. Sevgi eklerinin yazımı gibi gündelik kullanımda sıkça karşılaştığımız ama çoğu zaman farkında olmadığımız ayrıntılar, yazımda birlik açısından büyük önem taşıyor. Özellikle özel adlar ve yabancı adlar arasındaki ayrımlar işin içine girince kesme imi konusu hâlâ kafa karıştırıcı. Ama kuralları bilmek, nedenleri anlamak açısından büyük fark yaratıyor.
Teşekkürler bu sade, açıklayıcı ve düşündürücü yazı için!”
* * *
“DÜNYANIN” MI “DÜNYA’NIN” MI?
S. Servet Taşdelen adlı okurumuz, kesme imleri bağlamında şu soruyu yöneltmiş:
“Attila Bey, kesme imi özel adları eklerinden ayırmak üzere kullanılmıyor mu? Hatanın sözkonusu olmadığı durumlarda özel adları eklerinden ayırmak için kesme imi kullanmak gerekir mi? Örneğin yerküre için ‘Dünya’nın’ mı yoksa ‘Dünyanın’ mı yazmak doğrudur?”
“Dünya” sözcüğünün dilimizde çok farklı kullanım alanları var; kullanım biçimine göre sözcüğün anlamı değişir ve çeşitlenir. Kısaca söylemem gerekirse, bu sözcüğü gökbilim terimi olarak kullandığımızda özel ad gibi büyük harfle “Dünya” diye yazıyoruz. Gökbilimle ilgili “Ay” ve “Kutupyıldızı” gibi sözcüklerin yazımını da aynı biçimde büyük harfle başlatıyoruz. Böyle olunca, karışıklığı önlemek için ekleri kesme imiyle ayırıp “Dünya’nın”, “Ay’ın” diye yazmamız gerekiyor. Ama “dünya” ve “ay”ın gündelik dildeki anlamları tür adı olduğundan küçük harfle yazıyoruz. Sözgelimi “Bugün dünyanın işini yaptım” dediğimizde yerküreden söz etmiyoruz, çok çalıştığımızı söylüyoruz. “Bu ayın sonunda tatile çıkacağım” tümcesindeki “ay”ın da gökteki “Ay”la ilgisi yoktur. Öyleyse böyle durumlarda sözcüklerin ekleri kesme imiyle ayrılmaz.
“AŞIRI” SÖZCÜĞÜNÜN AŞIRI KULLANIMI!
Eğitimci arkadaşımız Mehmet Akkayalı da “Sevgi sözcükleri” yazımızdan söz ettiği iletisinde bir başka konuyu gündeme taşıyor:
“Son zamanlarda ‘aşırı’ sözcüğü de yanlış kullanılıyor Sayın Aşut: ‘Aşırı güzel, aşırı lezzetli, aşırı çalışkan…’
Oysa ‘aşırı’ sözcüğünde bir olumsuzluk, gereksizlik anlamı yok mu?
Yıllar önce bir derste ‘korkunç güzel’ biçiminde saçma bir niteleme yapmıştım. Emin Özdemir öğretmenimiz haklı olarak yerin dibine batırmıştı beni.
Dün akşam televizyonda bir profesör birçok kez ‘Bu nedenden dolayı’ dedi. Önceki yazınızdan tanıdığımız Abdiâciz hazretleri gibi ‘nihayetsiz mutlu mesut’ (hatta ‘musmutlu’ ya da ‘mesut bahtiyar’) oluyorum’ demediğine şükredelim!”
Yazar ve çevirmen Baki Yiğit de “Abdiâciz”in anlamını açıklayarak Mehmet Akkayalı’nın yorumuna katkıda bulunmuş:
“Gamzedeyim Deva Bulmam adlı çok sevilen şarkının sözlerinden iki dize:
Nihayetsiz bu takibe / Doğrusu takat yetmiyor”/
‘Abd’, kul demektir. ‘Abdiâciz’ bir sıfat tamlamasıdır; ‘âciz kul’ anlamına gelir.”
* * *
TSE BİLE TÜRKÇENİN STANDARTLARINA UYMUYOR!
Türk Standartları Enstitüsü’nün tabelasını dikkatli bir okurumuz fotoğraflayıp göndermiş. İletisinde, “Hocam, bu tabeladaki ‘standard’ sözcüğü standartlara ne kadar uygun?” diye soruyor!
Türkçe sözcüklerin sonunda /b/, /c/, /d/, /g/ yumuşak ünsüzleri bulunmaz. Yazım kuralına göre bu harflerin yerini /p/, /ç/, /t/, /k/ sert ünsüzleri alır. Yabancı sözcüklerin yazımı da bu kurala bağlıdır. O nedenle Fransızcası “standard” olan bu sözcük, Türkçe yazım kuralına göre “standart” diye yazılır. Ama her alanda Türk standartlarını belirlemekle görevli ulusal kurumumuz TSE bile görüldüğü gibi tabelasının yazımında Türkçenin bu kuralına uymamış! Üstelik Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Türk Dil Kurumu’nun resmi kurumları bağlayan Yazım Kılavuzu’na karşın…
Benim elimde yetki olsa, dışarıdan ödünç aldığımız ve henüz yazımında bile anlaşamadığımız yabancı sözcükleri tümden Türkçeleştirirdim. Örneğin TSE’nin adını Türkiye Ölçüm Kurumu yapar; Ekrem Açıkel’in “canım TÜİK”ini ise Türkiye Sayısal Veri Kurumu olarak değiştirirdim…




